Şeker Portakalı
• 5/10/2006 - Bratislava, Slovakia - Eski Şehir (Old Town) 2
Ulusal tiyatro binası (SND)

İşte Old Town'da en sevdiğim bina! Dünyaca ünlü bale, opera ve tiyatro oyunlarının sahnelendiği görkemli sanat binası! Çnündeki Ganymede çeşmesi de en az bina kadar ünlü! Önümüzdeki hafta Kuğu Gölü balesine gitmeyi düşünüyorum, mümkün olursa binanın iç fotoğraflarını da çekmeyi düşünüyorum. Helmer ve Fellner tarafında inşa edilmiş, Avusturya'nın ünlü tiyatro mimarları! Dolayısıyla Avrupa'daki ve Viyana'daki sanat evlerinin ideal bir kopyası gibi...ama böyle bir binada sanat performansı istemeyi kim istemez ki! Kadife koltuklarında bir an önce yerimi almak istiyorum...bu sefer en ön koltukta oturmaya kararlıyım!
Tiyatronun önündeki Ganymede Çeşmesi bir mitolojik hikayeyi anlatıyor. Bir kartal, genç adam Ganymede'i sırtlanmış, Dia Tanrıçacının emri üzerine, Olympus dağına Tanrılara hizmet etmesi için yola çıkarıyor.
Slovak Filarmoni Binası (Reduta)

Redouta Fransızcada dans/balo salonu demekmiş, dolayısıyla binanın tarihini tahmin etmek de çok zor olmuyor. Burada sosyetenin bayanların şık balo kıyafetleri, bayların da siyah smokinler giydikleri balolar yapılırmış...içerisi ve tüm duvarla saray gibi işlenmiş...
şimdilerde Slovak Filarmoni orkestrası ve benzeri yabancı orkestraların konserlerine ev sahipliği yapıyor (izlediğim konser blogu)
St Martin Katedrali

Bratislava'nın en büyük ve en önemli dini binası! Kulesinin üstünde 300 kilogramlık dev bir taç var, Macar Kraliyet Tacı nın bir kopyası. Hiç içine girmediğimi ancak şimdi farkediyorum...1.5 senedir buradayım ve hayatım Old Town da geçiyor oysa ki :)
Özetle;
Old Town Bratislava'nın şüphesiz en güzel semti...merkezi ve güzel... Sosyal aktivitelerin çoğu burada gerçekleşiyor, sanatsal aktiviteler burada, en güzel restaurant lar burada...Hayat burada!
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 4/10/2006 - Bratislava, Slovakya - Old Town sevimli heykeller
|
Ben Bratislava'nin en çok heykellerini seviyorum. Old Town (Eski Şehir) de birkaç tane sevimli ve farklı bronz heykel var, hani savaş kahramanlarının anısına dikilmiş klasik at üstü komutan heykellerinden olmadıkları için belki de...her birinin ayrı hikayesi var:

Old Town'a girişten hemen sonra Schöne Naci (Şöne Natsi okunur) karşılıyor sizi şapkasını çıkartıp selamlayarak... 20.yüzyılda Slovak halkı arasında meşhur olan Naci, aslında fakir ve zihinsel özürlü bir adam...Sokaktan geçen herkese eski ama şık kadife frak içinde fötr şapkasıyla gülümseyerek selam veren bu adamı hatırlamak için dikmişler heykelini... Ignac Lamar’ın aslında yeni sayılabilecek bu heykeli tüm turistleri ve Slovak halkını ölümünden sonra da her gün selamlamaya devam ediyor...
Biraz daha ilerde herkesin sevdiği Çumil heykeli...Slovakça’da da Ç harfi mevcut, fakat alttan değil yukardan şapkalı (aynı bizim yumuşak g miz gibi)... Çumil, kanalizasyon kanalından henüz çıkmış sokaktan geçen insanlara bakan bir işçiyi canlandırıyor. Heykelin hemen yanıbaşında da trafik levhası var: ‘Man at work’ (Çalışan adam). Turistlerin çok ilgisini çeken bu heykelle fotoğraf çektirmek için beklemek durumunda kaldığımda yaz mevsiminin hemen ertesinde yanında kimselerin kalmayacağını bilmiyordum... Turistler yazın ziyaret ediyor burayı, istisnasız hepsi de kedi sever gibi kafasını okşuyor Çumil’in...bir hikayesi olduğundan değil, öylesine...

Arkasında durum resim çektirdiğim adam da Çumil’i taklit eden bir dilenci... onunla birlikte fotoğraf çektiren önündeki şapkaya para atıyor...biz de attık bozuk paralarımızı çektirdik resimleri...hep korkarım bu dilencilerden, Venedik'te bir tanesi etraftaki insanlara sevimli gözükecek diye korkutmuştu beni...o yüzden arkasında duruyorum, kontrol edebilmek için 

Ana Meydan’da Napoleon heykeli var...Napoleon ama, bir bankın arkasına kollarını dayamış, halkın arasına karışmış şekilde...Tam da Fransız konsolosluğunun önünde...Hani Napolyon’la fotoğraf çektirir gibi..Heykeli yapan Juraj Melus.

Bir de Paparazzi var...Tam paparazzi ama, duvarın arkasında saklanarak fotoğraf çeken bir heykel...benim canım annem de Paparazziye yakalanmıs ya, azarlıyor adamcağızı... sanatçı kaprisi işte...istemem yan cebime koy, çekiverdik bir sürü resmini annemin, hem Paparazzi hem ben J
Daha çok heykel ve çok hikaye var Slovakya’da tabi ki, bunlar benim favorilerim oldukları için blog larda yer aldılar doğal olarak...Hepsinin birer minyatürünü alıp koleksiyonuma kattım hemen...
10 EKIM ek: hbasak sayfasında çok daha güzel heykel fotoğrafları yayınlamış, kemençe çalan temeli bile görmemiştim, Karadenizli olduğum halde...çok beğendim, ilgilenenlere şiddetle tavsiye ederim... hbasak in heykelleri için buraya tıklayabilirsiniz...
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 3/10/2006 - Bratislava, Slovakya - Eski Şehir (Old Town)
St Michael kule/kapı dışarıdan görünüş
Daha önce de yazmıştım, Bratislava’da yaşanacak ve gezilecek en güzel mekan Old Town. Konsoloslukların çoğu burada, Amerikan ve Fransız konsoloslukları ise en güzel alanları kapmışlar. Old Town’a girmek için tarihi St Michael kulesinin orada St Michael kapısından geçiliyor. Bu kule aynı zamanda ziyaret edilebilecek bir silah müzesi; yukardan kuşbakışı fotoğraf çekmek isteyen turistlerin akınına uğruyor. Girişten itibaren heykellerle (St Michael Archangel heykeli) karşılanıyorsunuz. Bu giriş tamamen St Michael’a adanmış anlayacağınız.
Kapıyı geçer geçmez yerde pirinç bir yuvarlak var. Sıfır noktası (zero point) diye adlandırmışlar. Bratislava’nın sıfır olduğunu varsayarsak, diğer dünya şehirlerinin tam o noktadan itibaren hangi istikamette ve kaç kilometre uzaklıkta olduğunu gösteriyor. Rusya, Moskova’da da benzeri bir çalışma görmüştüm, turistik bir detay! İstanbul’u kontrol ettim, tam o noktadan 1231 km uzaklıktaymışız.
St Michael kule/kapı içeriden görünüş
Kapıdan girdikten sonra karşınıza çıkan cadde çok güzel... burası şehrin aynı zamanda en sosyal alanı! Girer girmez hemen sagda Havana Club var, buranın Reina veya Sorti’si. Tabi muhteşem deniz manzarası nerde! Marmaris, Bodrum’un popüler gece klüplerine benziyor. Sabahlara kadar açık kalabilmeleri de mümkün değil. Sadece bizim şirkette ‘The Boat’ ismiyle ünlü olmuş, asıl adı Circus vesaire olan bir tekne var, sürekli açık. Sabahlayan tek mekan olması dolayısıyla, çok ziyaretçisi olan, kalabalık, basık, keyifsiz bir eğlence mekanı!
Dönüyorum Old Town’a. Havana’yı ve civarındaki cafe ve barları geçtikten sonra sağda daracık bir sokak görüyorsunuz, Arnavut kaldırımı. Bastova Ulica (Bastova Caddesi). Bratislava’nın en dar aynı zamanda en ürpertici sokağı... Tarihte tüm idamların gerçekleştirildiği mekan olmasıyla ünlü!!
Arkaplanda eski şehir binası (Hlavne Namestie)
Old Town’ın merkezi caddesi Hlavne Namestie (Ana Meydan). Burada caddeler ve meydanlar var... Eski şehir binası, Fransız konsolosluğu, Slovak Ulusal Tiyatro Binası, Ganymede Çeşmesi, Filarmoni binası (Filarmoni konseri notlarım için bkz Reduta Blogum), Carlton Oteli, Amerikan konsolosluk binası...en güzel binaların hepsi burada. Meydanın arkasında da Primatial Saray (Baş piskoposun sarayı) konumlanmış...devamı sonra J
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 3/10/2006 - Bratislava, Slovakya 2

Bratislava’yı biz Pressburg diye biliyoruz tarihten, Macaristan’ın başkenti olduğu dönemlerden...1500lerden sonra...1.Dünya Savaşı’ndan sonra Bratislava adını almış Çekoslovakya’nın bir şehri olarak...daha sonra da Çek ve Slovak Cumhuriyeti olarak ikiye ayrılma kararı almışlar...Avrupa Birliği’ne yeni girmişler, bu yüzden her yerde inşaat var, ama çok rahatsız edici değil...sürekli yeniden yapılanma içinde...çok da ucuz bir ülke. Hatta dünyanın en ucuz 5 ülkesinden biri bildiğim kadarıyla... Geçenlerde haberlerde dinledim, bu 5 ülkeden biri de Türkiye...tabi sadece İstanbul’u veya büyük şehirleri ayrıca değerlendirirsek aynı değerde olacağını sanmıyorum.

Slovakya 5.5 milyon nüfuslu bir ülke, Bratislava ise 550 bin kişi sanırım. Yaz aylarında Viyana’dan gelen turistlerle bir hareketlenme oluyor, ama genellikle Old Town bölgesinde herkesin Almanca konuştuğunu duyabilirsiniz.

Burada İsim Günü diye bir kavram var, doğum günü gibi..Bir çok ülkede kutlanıyor isim günü, fakat Slovakya takvimlerine baktığınızda 365 günün her birinde farklı bir isim var. Ve tüm Slovaklar çocuklarına bu 365 isimden birini veriyorlar. Dolayısıyla aynı isimde öyle çok insan tanıyorsunuz ki soyadı ezberlemek zorunlu hale geliyor. Hangi Vladimir, veya hangi Katarina (kısaca Katka) sorularına cevaben... Bu isimlerden birini vermek istemezseniz? Çocuğun isim günü kutlama şansı olmuyor... bizim ofiste aynı isimden o kadar çok insan var ki...
Bi de isimleri kısaltarak kullanıyorlar: Katarina-Katka, Vladimir-Vlado, Ivana-Ivanka, Daniela-Danka...gibi...arada bana da Elifka diyorlar kendimi onlardan gibi hissedeyim diye ama pek olmuyor...zaten daha adımı düzgün söyleyebilen olmadı...hele Amerikalılar öyle bir yutuyorlar ki asla anlamıyorum bana seslendiklerini :) |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 2/10/2006 - Bratislava, Slovakya 1

Bugün yaşadığım şehirden bahsetmek istiyorum...Bratislava, Slovakya nın başkenti... Herkesin ama herkesin Slovenya'yla karıştırdığı Slovakya, eski Çekoslovakya'dan ayrılmış bir cumhuriyet (1993). Küçük küçücük bir ülkenin küçük başkenti Bratislava'da yaşıyorum ben. Avrupa'nın tam göbeğinde konumlanmış olduğu için evimizden çıktıktan 15 dakika sonra Viyana'da, 2 saatte Budapeşte'de, 3-4 saatte Prag'da olabiliyorum. Polonya ya da çok yakınız aslında ama henüz o tarafa seyahat etmek kısmet olmadı... Ben buralarda en çok Çek Cumhuriyeti nin Karlovy Vary şehrini seviyorum... Karlovy Vary blogumu daha sonra yayınlayacagım.

Bratislava Old Town
Bratislava'nın en güzel yeri Old Town, yani eski şehir. Rengarenk eski ama restore edilmiş muhteşem binalar, saraylar, sevimli heykeller hepsi burada...Sanıyorum Bratislava hakkında günlerce yazabilirim..ki öyle de olacak...
Eski Macar kraliçesi Maria Theresia, burası için "Tuna'nın İncisi" tanımlamasını kullanmış...Yukaridaki resimde Tuna nehrini görebilirsiniz...bu küçücük şehirde bile Tuna üzerinden geçen 4 tane köprü var, her biri bir kaç blok arayla...Fakat köprünün öbür tarafı Petrzalka (Petrjalka okunur) denilen bölge çok sevimsiz! Komünist rejimin hüküm sürdüğü dönemde şehirdeki binalar yetersiz kalınca oluşturulmuş 250bin kişilik yerleşim birimi.. Kibrit kutusu gibi dizilmiş, gri, kirli eski ve ucuz binalarla donanmış. Görsel güzelliği maalesef yok!
Burada Türküm dediğim zaman kimisi çok seviniyor, kimisi de ilk anda düşünür bir ifade takınıyor. Ucuz olduğu için çoğunlukla seyahat ettikleri ülkeler başta Türkiye, sonra Mısır ve Tunus. Gelenler tekrar gelmek istiyor... Diğerleri ise tarihten Osmanlı'larla ilgili duydukları hikayelerden dolayı ilk anda tepki gösteriyorlar. Gezdiğimiz her kalede Türklere dair bir hikaye dinliyoruz. Savaş savaş ve de savaş, Slovakların korkuları, bize karşı diktikleri kaleler!
Benim Bratislava hikayelerim bitmez, devamı yarın :) |
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa |
|
|
|