Şeker Portakalı
• 23/11/2006 - Melk, Avusturya

bu sefer benim hatam değil bunca zaman yazamamak, siz de biliyorsunuz ki bloglara girilemiyordu...tabi yazıları biriktirip topluca yayınlamak da olabilirdi, ama bu sorunun arkasına saklanmak işime geldi galiba :)
Bugün Melk Manastırından bahsetmek istiyorum. Yaklaşmadan önce askeri bir bina olduğunu düşündüğümüz bu turuncu yapı, eski bir manastır. Melk kasabasında bir kayalığın üstünde kurulu olduğu için ana yoldan giderken bütün görkemiyle göze çarpıyor Avusturya'nın Linz şehrinde...

Melk bir kale olarak inşa edilmiş olsa da 1089'da Benedikt rahiplerine hediye edilmiş, o günden itibaren de manastır olarak kullanılmış. Bugün ziyaret edilen yapı ise, yangınlardan sonra 1702-1738'de yeniden inşa edilmiş şekli...Babacım, kütüphaneni büyük sanadur, Melk'te tam 100bin kitap var, üstelik çok eski kitaplar da dahil...


Barok kiliselerin tavanlarındaki freskler cenneti tasvir etmek için çizilirmiş. Melk Manastırı'ndaki freskler de çoğunlukla Johann Mıchael Rottmayr tarafından hazırlanmış.

Manastır'da birbirinden güzel sanat eserleri var, altarlar, emperyal merdivenler, mermer salon...Manastırın teras manzarası da Tuna Nehri & Melk kasabası...
-------- --------
|
Yorum (15) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 17/11/2006 - Schönbrunn Hayvanat Bahçesi
geldim geldim...çok yorgunum, açıkçası bir kaç gün daha yazmamaya kararlıydım ama dayanadım...
Türkiye'ye geldim bir hafta kadar önce, ya da belki daha önceydi emin değilim...öyle koşturmaca oluyor ki tempoya ayak uyduramıyorum...Bu sefer de öyle oldu ve sonunda iflas ettim her anlamda... Ama bugün kendimi zorlayıp yazmaya başlıyorum...konu olarak Avusturya Schönbrunn hayvanat bahçesini seçtim...Çok büyük ve çok güzel bir bahçe içinde yine çok büyük ve çok güzel bir hayvanlar sergisi...

Schönbrunn Sisi'nin sarayı...filmlerden hatırlardım ben Sisi'yi, Romy Schneider oynamıştı, o zamanlar sevdiğim bir filmdi tabi...Muhteşem bir saray, oldukça da görkemli...daha sonra saraya dair fotoğraflar da yayınlarım, ama bugün canım renkli hayvanlar paylaşmak istiyor...

Burası 1752 de kurulmuş, dünyanın en eski hayvnat bahçesi…hakkını da vermişler, her türlü hayvan var...benim favorim yavru fil Abu’ydu, belki adını sevdiğimden belki de çok reklamı yapıldığı için. Fakat, biz gittikten sonra gazetede okudum o minicik gözüken yavru fil bakıcısını öldürmüş...Alt resimde yavru olan Abu...

Pandalar da oldukça favori...zor bulunur olmalarından dolayı...çok da komik gözüken iki panda var burada...yanyana oturup bisiler yiyorlar, izlemesi çok komik, oyuncakların oynaması gibi...çok büyükler ama...

En sevmediğim böcek bölümü oldu, kocaman bir tarantula, zift renginde akrep...keyifsiz ama ilginç bir bölüm tabi...balıkları çok severim ben, Nemo yu izledikten sonra da soytarı balıklarını daha bir sever oldum...yakında reef akvaryum kuracağım, resimlerini paylaşırım...şimdilik sürekli araştırıyorum...

............ ............
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 25/10/2006 - Auschwitz Toplama Kampı- Krakow, Polonya 3

Bir de Ölüm Duvarı var, insanların kurşuna dizildikleri 10-11. bloklar arasındaki boşluğa kurulmuş bir duvar. 11. blokta SSlerin karar aldıkları oda var, tutukluların kaderi hakkında: idam, kurşuna dizilme, karanlık hücrede açlıktan ölüme terk, sadece bir insanın ayakta duracak şekilde sığabileceği odacıkta 4 kişinin karanlıkta kapatılması vb.

Tüm zorlu koşullara rağmen, Polonya’daki direnişçilerle şifreli mesajlaşma yöntemiyle haberleşebilen ve kamptaki tutukluların isimlerine varana kadar bilgileri dışarı sızdırmayı başaran tutuklular da olmuş.

Gaz odaları ve fırınlar (Auschwitz 1deki) kampın farklı bir yakasında ayrı bir alana inşa edilmiş. Burada daha önce Gestapo binası varmış. Kampın özgürleştirilmesinden sonra yapılan mahkemeler ertesinde ilk asılan kamp komutanı Rudolf Höss’ün idamı da tam burada gerçekleştirilmiş.

Birkenau’da (Auschwitz II) 300 binanın 67’si kalmış sadece SS’lerin delil yok etme çabası ertesinde. Buradaki barakalarda koşullar daha da kötüymüş. Zemini olmayan bu binalar atlar için kullanılan ahırlarmış eskiden, herbiri 57 at barındıran. Hapishaneye çevrildikten sonra ise 57 atın kaldığı bu binaların her birinde 1000er tutuklu barındırılmış. Susuzluk, hijyen eksikliği ve fareler yüzünden de hastalanıp ölmüş tutuklular. 100 bin kişi varmış 1944’te, çok çok büyük bir alana yayılmış bu kısmı kampın.

|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 24/10/2006 - Auschwitz Toplama Kampı- Krakow, Polonya 2
Blok 6’da ise hemen öldürülmeyip zorlu koşullar altında çalıştırılan tutuklulara dair eşyalar ve resimler mevcut. Kampta çalışan tüm tutuklular önce yıkanmış, saçları kısacık kesilmiş, dezenfekte edilmiş ve sonra da kayıt altına alınarak numaralandırılmış.

Üç yönden tutuklu fotoğrafı çekilmiş mahkumların, yüzlercesi sergide... Numaralandırılma ise kollara kazınan dövmelerle yapılmış. Aynı numara tutukluluk nedenine bağlı rengi taşıyan üçgen bir arma ile kıyafetlerine dikilmiş. Politik suçlulara kırmızı üçgen, Yahudilere suç nedenini kapsayan renkte bir üçgenle bir de sarı üçgenden oluşan yıldız armalar hazırlanmış. Çingenelere (Roman halkı) siyah üçgen, Yehova Şahitlerine mor ve son olarak homoseksüellere de pembe armalar takılmış. Çizgili tutuklu kıyafetleri soğuktan korumadığı ve iç çamaşırları aylarca değiştirilmediği için, yıkanma olanağı da bulunmadığından türlü salgın hastalıklar yayılmış tutuklular arasında...

Tutuklulara kahvaltı niyetine yarım litre kahve ve akşam yemeği niyetine de bir litre etsiz çorba verilirmiş. Öğlende de küçük bir sosis ve kara ekmek. Her gün bu yemekleri yiyerek çok ağır koşullarda hiç durmaksızın çalışan tutuklular açlıktan ölmeye mahkum edilmiş çoğu zaman. Kamp kurtuluşunda çekilen yukardaki fotoğraflarda bazı kadınların sadece 23-30kg arasında kiloları olduğu tespit edilmiş.
Bir de yatak odaları var tutukluların (barakalar). 40 kişilik odalarda 200 kişi kalmak zorunda kalan tutukluların küçücük bir tahtayı yatak niyetine paylaştığı odalar.

Müzede kurtulan tutukluların çizdiği yüzlerce resim var kamp hayatını anlatan. Dinlenmek için duranın öldürüldüğü, insanların incecik resmedildiği bu resimlere bakarak ağlayan çok insan gördük kampta. Binlerce ziyaretçisi vardı kampın. Turistik olmayan bir mevsimde, hafta içi bir gün bu kadar ziyaretçi almasına şaşırdım doğrusu. Yüzlerce Yahudi vardı doğal olarak, ağlayan izleyen inceleyen...

Çocuklar da getirilmiş kampa yetişkim muamelesi görecek şekilde. Çoğu direk gaz odalarına gönderilirken bazıları ve özellikle ikizler, deneylerde kullanılmak üzere sağ bırakılmış. Deney deyince kan almak, test etmek değil tabi ki! Gözleri zorla açık tutularak iğneyle mavi boya şırınga edilerek (gözlerinin rengi değiştirilebilir mi diye). Fotoğraflarda şekil değiştirmiş onlarca insan resmi var arşivlerden bulunabildiği kadarıyla. Acımasızca yapılmış, canlı canlı yapılmış akıl almaz deneyler! Belgesellerden hatırladığım en ünlü deneyci (!) doktor, Mengele’e air veriler de var müzede. Mengele en çok ikizler ve sakatlar üzerinde genetik ve antropolojik araştırmalar yapmış. Dr Clauberg’de yine bu kampta özellikle Slav ırkını biyolojik olarak nasıl yok edebileceğini araştıran deneyler yapmış.
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/10/2006 - Auschwitz Toplama Kampı- Krakow, Polonya 1
 
Auschwitz (auşvitz okunur), Polonyalıların dilinde Oswiecim olarak da bilinen bir esir kampı. Daha çok Yahudilerin katledildiği bu kamp, İkinci Dünya Savaşı’nda kurulan en büyük esir kampı, tam 1,5 milyon insan öldürülmüş burada. Onbinlercesine canice deneyimler yapılmış. Kampın içine gelen tren rayları var...filmlerden hatırlarsınız, tıka basa trenlere doldurulan insanlar kamplara gönderilir...işte bu kampın içine kadar giden bir tren yolu var...

Kamp iki bölümden oluşuyor. Auschwitz I ve Auschwitz II-Birkenau.

Auschwitz II
Kamp Auschwitz I, 1940’ta Polonyalı politik suçlular için kurulmuş olsa da, daha sonra Yahudiler başta olmak üzere Sovyet, Roman, Çek, Yugoslav, Fransız, Avusturyalı ve Alman tutukluları da barındıracak şekilde büyütülmüş. Bu büyümeyi gerçekleştiren de tutuklular. İlk dönemlerde tutukluların kaçmaması için de bir formül geliştirmişler. Kaçan tutuklunun ailesini tutuklayıp getirmişler kampa; tutuklu geri dönene kadar da ailesine eziyet çektirmişler, hem kaçana hem de kaçmaya niyetlenenlere örnek olsun diye. Sene sonra kurulmuş 2. kamp. Zaten burayı görünce işin boyutunun ne kadar kitleleştiğini de daha iyi anlıyor insan...Ölüm fabrikası deniyor bu kampa. Ben hepsini gezemedim 2. kampın, zaten yarısından çoğu yıkılmış, fakat her binanın örneği var görmek için. İnanılmaz büyük. Her iki kampın da etrafı doğal olarak elektrikli dikenli tellerle çevrili. Nazi deneylerinden ve işkencelerinden kurtulmak isteyen bazı tutukluların da intihar aracı olmuş bu teller. 42 yılında da 3. kamp ve akabinde 40 küçük şube daha açılmış, ve buralardaki tutuklular madenler ve inşaat işlerinde ücretsiz işgücü olarak ağır koşullarda çalıştırılmış.

1.kampa girerken Auschwitz ile özdeşleşen bir yazı karşılıyor: ‘Arbeit Macht Frei’...çalışmak özgür yapar diyor, işçilere umut ışığı vermek için mi yazılmış bilinmez ama gerçekçi olmadığı kesin...zira çalıştıkça tükenen ve üretemeyecek hale gelen herkes hemen öldürülmüş.

Bu kamptaki bloklar, müze olarak sergilendiği için her biri farklı bir konuya ayrılmış. Tüm bloklar açık değil, Blok 4 ve 5’te açlık, aşırı zorlu çalışma koşulları, gaz odalarında toplu ölümler neticesinde fırınlarda yakılan insanların anısına küller, cinayetlerin delili olarak kalan bazı evraklar ve Ölüm Kitapları, SS Subaylarının çektiği Yahudi fotoğrafları, tutuklulardan birinin gizlice gaz odalarında ölümü resmettiği 3 adet fotoğraf ve insanlardan geriye kalan valizler sergileniyor.

Naziler, kampa gelen insanları, çalışabilir-çalışamaz şeklinde ikiye ayırdıktan sonra çalışamaz olarak nitelendirdikleri tutukluları banyo yapabilirsiniz diye soyunup toplu olarak gaz odalarına alıyormuş. Gaz odalarının tavanında yalancı duş başlıkları var geröekten de, fakat asla su borularına bağlanmamışlar. Akabinde odaya Zyklon-B gazı veriliyor ve insanlar toplu olarak öldürülüyormuş. Tam 20 ton gaz kullanılmış sadece bu kampta 42-43 yılları arasında (Okuduğuma göre 5-7kg gaz, 1500 kişiyi öldürmek için yeterliymiş).

Valizler var bu blokta sergilenen, bir umut valizlerine tekrar kavuşacaklarını düşünen insanlar tarafından üzerlerine isimleri yazılmış, içlerinde işe yarayan eşyalar alınıp diğerleri atıldıktan sonra saklanan...Bu valizleri kullanmaya devam etmiş Naziler, katledilen insanların saçlarını saklamak için. Sovyet Ordusu kampa girdiğinde 7 ton saç bulmuşlar stoklanmış daha fabrikalara satılmadan önce. Bu saçlar dikiş ipi niyetine kullanılmış, savaş zamanında. Altın dolgulu tüm dişler sökülmüş, insan külleri de gübre olarak ve gölleri doldurmk için kullanılmış. Birkaç gün önceden Sovyet Ordularının geleceğini haber alan kamp komutanları, cinayetlerini örtbas etmek için depoları ateşe verip 30 depoyu yakmışlar. Buna rağmen binlerce gözlük, alet ve eşyalar bulunmuş kampta... |
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
Güncel Sayfa:1 Toplam:4
| Sonraki Sayfa |
|
|
|